Türkiye’nin Jeopolitik Konumu ve Önemi

Bir ülkenin coğrafi özelliklerine göre dünya siyasetindeki yeri ve etkisi siyasi coğrafya tarafından incelenmektedir. Siyasi coğrafyanın bir kolu olan jeopolitik, ülkelerin coğrafi koşullarının ve uluslararası siyasetteki gücünün etkisini inceleyen bilimdir. Buna göre jeopolitik konumu önemli bir güç hâline getiren, ülkenin coğrafi koşullarının uluslararası düzeydeki önemidir. Ülkemiz toprakları, bu yönüyle tarihin her döneminde önemli bir yere sahip olmuştur.

Bir ülkenin jeopolitik konumunu belirleyen ögeler; zaman faktörü ile değişen ve değişmeyen özelliklerden oluşmaktadır (5.1.Şema). Bir ülkenin uluslararası alanda izlediği siyaseti belirleyen faktörler coğrafi konum, coğrafi özellikler, ekonomik, askerî, teknik ve kültürel özelliklerdir.

Geçmişte Türkiye’nin Jeopolitik Konumu

Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle (5.11.Fotoğraf) önemini tarihin her döneminde korumuş, doğuyla batı arasında bir köprü, bir ulaşım koridoru olmuştur. Anadolu, İlk Çağ’ dan günümüze kadar birçok uygarlığın merkezi olmuş, bu topraklarda Roma, Bizans ve Osmanlı gibi birçok güçlü devlet kurulmuştur.

Osmanlı Devleti’nin dünya jeopolitiğinde önemli bir rol oynamasının en önemli nedenleri; coğrafi konumu ve askeri gücüdür. Osmanlıların Avrupa, Afrika, OrtaDoğu ve Hazar Denizi kıyılarına kadar uzanan geniş bir alanda toprakları bulunmaktaydı. Akdeniz’in büyük bir kısmı ve Karadeniz’in tamamına yakını Osmanlıların denetimindeydi. Bu konumundan dolayı Anadolu, önemli bir yere sahipti. Ayrıca 1517’de Yavuz Sultan Selim Dönemi’nde halifeliğin Osmanlılara geçmesi Osmanlı Devleti’nin İslam dünyasında ve diğer ülkeler arasındaki önemini artırmıştır.

Osmanlılar Dönemi’nde, Doğu Asya ile Avrupa arasındaki önemli ticaret yolları da Anadolu üzerinden geçmekteydi. Özellikle Avrupa ile Asya arasında karayolu ile yapılan ticaret Anadolu’nun jeopolitik önemini artırmıştır. Bu dönemde Trabzon, İzmir ve İstanbul limanları da jeopolitik bakımdan önemli bir yere sahipti.

Cumhuriyet’in ilanıyla Türkiye’nin jeopolitik önemi yeniden artmaya başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı ve daha sonraki yıllarda meydana gelen gelişmeler, özellikle Sovyetler Birliği ve ABD arasındaki soğuk savaş dönemi ve rekabet Türkiye’nin jeopolitik önemini artırmıştır.

Son otuz yılda yakın çevremizde meydana gelen (Sovyetler Birliği’nin dağılması, Avrupa’da yeni siyasal oluşumlar, Balkanlar ve Orta Doğu’daki önemli değişmeler, Orta Asya ve Kafkas ülkelerinin bağımsızlığı, hızlı küreselleşme süreci vb.) siyasi, sosyal ve ekonomik gelişmeler Türkiye’nin jeopolitik konumunda önemli değişikliklere yol açmıştır.

Türkiye’nin Bugünkü Jeopolitik Konumu

Türkiye Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine en çok yakın olduğu alanda yer almaktadır. Petrol merkezi olan Orta Doğu jeopolitik bölgesi ile sanayi merkezi olan Avrupa ülkeleri arasındaki en kısa demir ve karayolu Türkiye’den geçmektedir. Bu ülkeler arasındaki transit ticarette ve enerji aktarımında Türkiye’nin önemi büyüktür. Örneğin Hazar jeopolitik bölgesi, petrol ve doğal gaz bakımından çok zengindir. Buradaki doğal gazı Avrupa’ya taşıyacak olan boru hattı Türkiye’den geçecektir. Aynı şekilde Orta Doğu petrolleri ile Hazar Denizi kıyısındaki petrollerin de Türkiye üzerinden taşınması, Türkiye’nin önemini artırmaktadır.

Kafkasya ve Orta Asya’ya yönelik trafiğin artmasıyla gündeme gelen Trans Kafkasya Ulaşım Koridoru’nun açılmasında Türkiye anahtar ülkedir. Karadeniz ülkelerini açık denizlere bağlayan İstanbul ve Çanakkale boğazları her dönemde önemini korumuştur. Coğrafi konumu nedeniyle ülkemiz, tarih boyunca olduğu gibi gelecekte de ulaşım koridoru olma özelliğini koruyacaktır.

Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle ticari, ekonomik, askerî ve siyasi çeşitli uluslararası kuruluşlara üyedir. Bu nedenle bulunduğu durumdan dolayı bölgesel ve küresel bir öneme sahiptir. Türkiye, siyasi sorunların sık yaşandığı Orta Doğu ve Kafkas ülkelerine yakındır. Aynı zamanda bir NATO ülkesi olan Türkiye, bu bakımdan da önemli bir alanda bulunmaktadır.

Türkiye ekonomisi giderek gelişmektedir. Genç nüfus oranı fazla olan ülkemiz, bölgedeki siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerde aktif rol alma potansiyeline sahiptir. Bu nedenle ülkemizin dış politika anlayışı, yer aldığı coğrafyadaki ekonomik, tarihî, kültürel gerçeklere ve Atatürk’ün belirlediği barışçı ilkelere dayanmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk bu konudaki görüşlerini şöyle açıklamıştır: “Türkiye’nin güvenliğini gaye tutan, hiçbir milletin aleyhinde olmayan bir barış istikameti, bizim daima ilkemiz olacaktır.”