Türkiye’de İç Ticaret

Türkiye’de İç Ticaret

20 Nisan 2020 0 Yazar: Coğrafyacı

Ülkemizdeki ticari yapıyı iç ticaret ve dış ticaret olarak değerlendirmek gerekir. Türkiye’nin ekonomik yapısı bölgeden bölgeye farklılıklar göstermektedir. Kıyıda, sanayi bitkileri, meyve ve sebze üretimi yapılırken iç bölgelerde tahıl tarımı öne çıkmaktadır. Bu farklılıkların ortaya çıkmasında iklimsel değişiklikler ve yer şekilleri etkili olmaktadır.

Ülkedeki ulaşım ağının gelişmesiyle beraber ticaretinde sınırlarını genişletmiştir. Örneğin çabuk bozulabilen ürünler soğuk zincir yoluyla kısa zamanda pazar alanına ulaştırılmaktadır. Hayvancılık sektörü bölgeden bölgeye farklılık gösterir. Doğu ve Kuzey Anadolu’da büyükbaş hayvancılık, Orta ve Güneydoğu Anadolu’da küçükbaş hayvancılık, kıyılarda ise balıkçılık öne çıkmaktadır. Bunlara ek olarak kümes hayvancılığı, arıcılık ve ipek böcekçiliği de ülkemizde yapılan diğer hayvancılık faaliyetleridir.

Türkiye, yer altı kaynakları bakımından zengindir ancak bu kaynakların işletilmesi ve kullanılmasında Avrupa ülkelerinin oldukça gerisinde kalmaktadır. Çıkartılan madenlerin büyük bir kısmı dış pazarlara ham madde olarak satılmaktadır. Demir, bakır, krom, alüminyum, mermer gibi madenler ülkemizde en çok işlenen madenler arasındadır. Dünyada bor rezervi bakımından üçüncü sırada yer alan ülkemiz, bu madenin büyük bir bölümünü ihraç etmektedir.

İskenderun, Karabük, Ereğli’de, demir-çelik; Seydişehir’de, alüminyum; Samsun’da, bakır; Konya’da, tuz; Afyon’da, mermer; Eskişehir’de, lüle taşı; Zonguldak’ta, taş kömürü üretimi yapılmaktadır. Batman, Mersin, İzmir, Kırıkkale ve İzmit’te petrol arıtma rafinerileri bulunmaktadır. Ülkemizde ticaretin geliştiği yerler aynı zamanda nüfusun yoğun olduğu alanlardır. Büyükşehirler, sanayi bölgeleri, turistik kent ve kasabalar, tarım bölgeleri, pazar ve fuar alanları ile küçük ve orta büyüklükteki kent merkezleri ticaretin yoğun olarak yapıldığı yerlerdir.

a. E-Ticaret ve Siber Güvenlik

Elektronik araçların, açık ve kapalı elektronik ağlar üzerinden, üretim, tanıtım ve her türlü ticari işlerin yapılması ile ilgili faaliyetlerin tümünü kapsamaktadır. Elektronik ortamlar her türlü mali, sanayi, nakdi ya da fikri hakkın alınıp satıldığı, kiralandığı bir ortamdır. Elektronik ticaret; bilgisayar üzerinden İnternet, faks (belge geçer), sabit ya da mobil telefon ve elektronik veri transferi araçlarıyla yapılabilmektedir yani tüm kitle iletişim araçları elektronik ticaretin olmazsa olmaz parçalarıdır. Elektronik ticaretin hem müşteri-tüketici hem de üretici ya da satıcı açısından faydaları bulunmaktadır. Müşteri açısından talep ettiği ürünü temin etme, karşılaştırma, daha ucuza tedarik etme yani maliyet azaltımı gibi temel faydaları bulunmaktadır. Tüketici veya satıcılar açısından ise stok maliyetinin azalması, aracıların aradan çıkarılarak kâr oranının artması ve etkili görsel reklam yöntemlerinden yararlanma gibi faydalar elde edebilmektedir. Artan elektronik ticaret hacmi nedeniyle daha büyük kitlelere daha ucuz ve hızlı bir şekilde ulaşma kabiliyeti kazandırma gibi faydaları göz ardı edilemeyecek düzeydedir.

Dünyanın ekonomik göstergelerinde yatay ve negatif seyre rağmen elektronik ticaretin hacminin artmasının bazı temel nedenleri şunlardır:

• Nüfusun çoğalması,
• Ödeme sistemlerinin gelişmesi,
• Bilgisayar, akıllı telefon kullanımının artması,
• Genel Ağ kullanımının yaygınlaşması,
• Elektronik reklam harcamalarının ve yöntemlerinin çeşitlenmesi,
• Elektronik ticarete karşı olan ön yargıların değişmesi,
• Güvenlik tedbirlerinin artması ve yasal düzenlemelerin yapılmasıdır.

Elektronik ticaretin en büyük problemi güvenliktir. Elektronik pazarlarda tüketici, alıcı ya da hedef kitle ile sağlıklı, uzun süreli ve etkili bir iletişim kurabilmenin en önemli yolu “güven alanı”nı sağlamaktır. Bu güven alanını siber alanda sağlamak pek de kolay bir iş değildir. Güven alanını sağlamanın en önemli anahtarı, güven olgusunu anlayabilmektir. Herkes tarafında erişilebilir olması, kişisel verilerin algoritmik formüllerle korunarak kötü niyetli 3. kişilerin eline geçmesinin engellenmesi, satıcı ile alıcı arasında geri bildirim ortamının oluşturulması, satış sonrası hizmet sağlanarak tüketicinin çekincelerinin bertaraf edilmesi gerekmektedir. Siber alanda güvenlik tesis etmenin önündeki en önemli sorun, özgürlük ile güvenlik faktörünün dengelenmesidir. Siber ortamda yapılan alışverişin yasal dayanakları çok önemsenmese de dikkat edilmesi gerekmektedir, gerekli yasal düzenlemelerin varlığı ve detaylı olarak bilgi güvenliğini sağlayıcı önlemler alınmış olması gerekir. Ayrıca mesafeli satış sözleşmelerine dikkat edilip, satıcının tabiiyeti hatta bulunduğu ülkenin yasal düzenlemelerinin bilemeyeceğimizden kişisel veri paylaşımında uluslararası önlemlerin alındığına dikkat edilmesi gerekmektedir (Sahay, 2003:556). Siber sahada karşılaşılan sorun ve tehditler sanal ortamın sınırsızlığı içerisinde bir sınırlandırmaya gidilmesi pek mümkün bir durum değildir. Her alanda çok yönlü tehditler sunmaktadır. Bu nedenle siber güvenliğin aslında ne kadar önemli bir sorun olduğunun bir göstergesi durumundadır.

b. Anadolu’nun Ekonomik Güç Simgesi: Tarihî Ticaret Yolları

Geçmiş çağlarda ticaretin yönü doğudan batıya doğruydu. Çin, Hindistan ve Doğu medeniyetlerinde üretilen ürünler Avrupa’ya deve kervanlarıyla taşınmaktaydı. Anadolu coğrafyasında yaşayan milletler, ekonomik ve siyasi gücünü bu toprakların üzerinden geçen ticaret yollarına borçludur. Özellikle Selçuklu Dönemi’nde inşa edilen kervansaraylar Anadolu’yu ticari anlamda ihya etmiştir.

• İpek Yolu

Çin’in Xian (Yan) kentinden başlayıp Özbekistan’a kadar gelen İpek Yolu Özbekistan’dan sonra kuzey ve güneye olmak üzere iki güzergâha ayrılır. Kuzeye giden yol Afganistan ovalarını geçtikten sonra Hazar Denizi’nde son bulur. Güneye inen yol ise Karakurum Dağları’ndan sonra İran’a oradan da Anadolu’ya ulaşarak Bursa Koza Han’a kadar gelir. Çin’den getirilen ipek, porselen, kâğıt, baharat ve değerli mücevherlerin batıdaki ülkelere taşınmasını sağlayan bu ticaret yolu kültürler arası alışverişin gelişmesine önemli katkıda bulunmuştur.

• Baharat Yolu

Uzak Doğu ülkelerinde yetişen baharatlar, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’i aşarak Anadolu’ya kadar ulaştıran diğer ticaret yolu ise Baharat Yolu’dur. Baharat Yolu’nun bir kolu Hindistan’dan başlar, oradan önce Basra Körfezi’ne daha sonra Şam’a uğrar ve Antakya’da son bulur. Diğer kol ise Arap Yarımadası’nın güneyinden geçerek Mısır ve Suriye Limanlarına kadar gelir. Uzak Doğu ülkelerinde binlerce yıl kullanılan baharatlar, Batı medeniyetinde fazla bilinmeyen ve kullanılmayan ürünlerdi. Önceleri sadece zenginlerin sofralarında yer alan baharatlar zamanla önemli ticaret ürünü hâline geldi ve böylece Baharat Yolu ismi, baharat ticaretin gelişmesi ile ortaya çıkmış oldu. Baharat Yolu aynı zamanda kuzeydeki İpek Yolu’na alternatif olarak gelişen bir yoldur. Yavuz Sultan Selim Dönemi’ne kadar Mısırlıların ve Venediklilerin elinde bulunuyordu. Yavuz Sultan Selim’in Mısır’a yaptığı seferler sonucunda Türklerin eline geçmiştir. Baharat Yolu’nun ve İpek Yolu’nun Türklerin elinde olması Avrupalıları yeni ticaret yolları arama çabasına itmiştir.