Tarım – Ekonomi İlişkisi

Tarım – Ekonomi İlişkisi

21 Nisan 2020 0 Yazar: Coğrafyacı

Tarım, yeryüzündeki ilk temel geçim faaliyetleri arasında bulunur. Tarım toprakları bu açıdan bakıldığında en önemli doğal kaynaklar arasında yerini alır. Toprak insanların geçim kaynağı olmasının yanında başka ihtiyaçlarının karşılanmasında ve bu ihtiyaçlar doğrusunda sanayi kollarının çeşitlenmesinde önemli rol oynar.

Gıda maddeleri ve kumaş üretimi için gerekli olan malzemeler topraktan elde edilir. O yüzden toprağın verimliliği ve yakınında su kaynağının olup olmaması ticari anlamda önemli bir kriterdir. Dünya nüfusunun bir kısmı kırsal yerlerde yaşar ancak sanayileşme ve şehirleşme hızındaki farklılıklar bu durumun dünya geneline homojen bir şekilde dağılmasını engeller. Kırsal yerde yaşayan nüfus büyük çoğunluğu tarım ve hayvancılık ile geçimlerini sağlamaktadır.

Burada dikkati çeken durum tarımla geçinen kırsal nüfusun iki farklı yapıyı sergilemesidir. Birincisi geri kalmış ya da henüz yeni gelişmeye başlamış yerlerde görülen kırsal nüfusun uğraştığı tarımsal metotlardır. Bu tip tarımda insan ve hayvan gücüne dayalı bir üretim ön plana çıkmaktadır. Üretilen ürünleri daha çok kendi ihtiyaçlarını karşılamak için kullanırlar ve makineli tarımı çok fazla göremeyiz.

İkinci grupta yer alan kırsal nüfus ise, tarımda modern yöntemler ve son teknoloji tarım makinelerini kullanmaktadır. Bu tip ülkeler için birim alandan elde edilen verimin yüksek olması önemlidir ve bunun için tohum üretimi, tohum ıslahı, gübreleme, ilaçlama gibi yöntemlere başvururlar. Amaçları sadece geçimlerini sağlamak değil ticari anlamda para kazanmak, dünya ekonomi piyasasında yerini almaktır. İkinci grup ülkelerde yer alan kırsal kesim sayıca birinci gruba göre azdır ancak ekonomik anlamda etkileri yüksektir. Şimdi bu iki gruba örnek olabilecek Hindistan örneğini inceleyelim:

Hindistan

Topraklarının çoğu Hint Yarımadası’nda bulunan Hindistan, yüz ölçüm olarak dünyanın yedinci büyük ülkesi durumundadır. Çin’den sonra ikinci büyük nüfusa sahip olma özelliği ile de dikkati çeker. 6° – 36° kuzey enlemleri ile 68°- 97° doğu boylamları arasında yer alan kuzey yarım küre ülkesidir. Yarımada’nın güneyinde Hint Okyanusu, batısında Umman Denizi ve doğusunda Bengal Körfezi yer alır. Komşu olduğu ülkelerle olan sınırı ise batıda Pakistan doğuda Bangladeş ve Myanmar (Burma), kuzeyde Çin, Nepal ve Bhutan ile çevrilidir.

a. Yüzey Şekilleri

Hindistan, fiziki yapı olarak üç bölgeye ayrılır. Bunlar kuzeyde Himalaya Dağları bölgesi, Güneyde Dekkan Plato sahası ve ortasında Ganj Ovası’dır. Ülkenin kuzeyinde yer alan yaklaşık 2400 km uzunluğa sahip Himalaya Dağlar’ı, Hindistan’ı Tibet Yaylası’ndan ayırır. Everest Tepesi bu dağlar üzerindeki en yüksek zirvenin adıdır. 8882 m yükseklikteki bu zirve muhteşem görünümü ile insanı büyüler. Hindistan’ın kuzeyinde âdeta duvar gibi uzanan bu dağlar, Muztag, Karakurum ve Hayber gibi yerlerden yol verir.

Güneyde yer alan Dekkan Platosu iki taraftan da Gat Dağları ile çevrilidir. Plato, denizden 600-800 m yükseklikte yer alır. Gat Dağları denizin ılıman etkisini kırar. Dekkan Platosu ülkeyi ikiye ayıran Vindiya Dağları ile Ganj Ovası’nı ayırır. Ülkenin kuzey batısında Tar Çöl’ü bulunur. Himalaya Dağları’ndan doğan Ganj Nehri ülkenin en önemli akarsuyudur. Ayrıca Ganj Nehri’nin alüvyon dolgularıyla örtülü olan Ganj Ovası aynı zamanda Brahmaputra Nehri’nin kolları ile de beslenmektedir.

b. İklimi

Muson Rüzgârları’nın ortaya çıkardığı Muson iklimi ülke geneline hâkimdir. Bu iklim tipinde yaz ayları hem sıcak hem de yağışlı geçer. Kış mevsiminde ise yağışlar azalır ama güçlü esen rüzgârlar vardır. Ülkedeki yer şekillerinin farklı olması yağış ve sıcaklık koşullarının çeşitlenmesine neden olmaktadır. Kuzeyde bulunan Himalaya Dağları’nda kış şartları oldukça çetin geçmektedir. Güneye doğru indikçe iklim şartları yumuşar ve sıcaklık değerleri yükselir. Yaz Musonları Racastan dışındaki bölgelerde kuvvetli yağışlara sebep olmaktadır. Bu durum sel felaketinin oluşmasına ve maddi zararların yanında can kayıplarının da yaşanmasına da neden olur. Yağışların ülke geneline dağılışı düzenli değildir. Tar Çölü’nde 254 mm, Gat Dağları’nda 5000 mm, Assam Bölgesi’nde 10.000 mm’yi bulan bir yağış düzeni vardır. Çerapunçi Bölgesi’nde yağışlar 12.000 mm’ye kadar çıkmaktadır.

c. Doğal Bitki Örtüsü

Hindistan doğal bitki örtüsü bakımından zengin bir yapısı vardır. Güneyde karma ormanlar bulunurken kuzeye doğru gittikçe önce savanlara daha sonra kurakçıl bitkilere ve en son olarak iğne yapraklı ormanlar ile dağ çayırlarına rastlanmaktadır. Ülkede görülen iklim çeşitliliği doğal bitki örtüsünün zengin bir flora sergilemesinde önemli rol oynamıştır.

ç. Nüfus ve Yerleşme

Hindistan Çin’den sonra dünyanın ikinci büyük nüfusuna sahip ülkesidir. Hatta önümüzdeki yıllarda Çin’in nüfusunu geçerek ilk sırada yer alacağı nüfus bilimcileri tarafından düşünülmektedir. Sahip olduğu fiziki koşullar nüfusun yüzölçümüne düzensiz dağılmasına neden olmaktadır. Ganj Ovası, Pencap, Ahmedabad, Bombay ve Korela Yarımadası’nın güneybatısı hem nüfus hem de ekonomik açıdan yoğun olduğu yerlerdir. Hızlı nüfus artışı ekonomik anlamda gelişmeyi engeller. Doğal nüfus artışının azaltılması nüfusa bağlı yatırımların da azalması demektir. Hindistan gibi nüfus artış hızı büyük olan ülkelerde nüfusa bağlı yatırımlar diğer yatırımların önüne geçmektedir.

d. Tarımsal Faaliyetler

Hindistan halkının 3/4 tarımla uğraşır ve yıllık gelirlerinin yarısını tarımdan karşılamaktadır. Ekilebilir arazilerin çoğunda tahıl tarımı yapılmaktadır. Tarlaların % 30 dan fazlasında yılda birden fazla ürün alınabilmektedir. Nüfusun kalabalık olması nedeniyle tarım faaliyetlerinin artması için ülkede özel bir gayret vardır ancak tarımda modern yöntemler yerine geleneksel yöntemler kullanılır. Tarımsal üretim ülke ihtiyacını karşılamadığı zamanlarda dışarıdan ithal edilerek bu ihtiyaç giderilir. Üretim mevsimsel olarak iki ekim alanında görülmektedir. Bunlardan birisi Ganj Ovası diğeri ise Bengal Körfezi kıyılarında bulunan verimli tarım topraklarıdır.

Bu iki önemli tarım sahasında çay, pamuk, jüt (hint keneviri), yerfıstığı, çeltik ve mısır ekimi yapılır. Elma, ananas, mango ve muz da ülkede yetiştirilen diğer meyveler arasındadır. Ülkede yetiştirilen en önemli tarım ürünü pirinç (çeltik) dir. Bengal Körfezi etrafının yağışlı olması çeltik tarımı için uygun alan ortaya çıkarmaktadır. Hindistan pirinç tarımında Çin’den sonra dünya ikincisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca kahve tarımı, şeker kamışı ve tütün ve nohut üretim alanlarını da görmekteyiz. Mısır üretiminde dünyanın ilk yedi ülkesi arasında yer alan Hindistan, mercimek ve nohut üretimi ile dünyada ilk sırada yer alır.

Hindistan’ın batısı doğusuna göre daha gelişmiştir. 1960 yılından bu yana ülkede tarımı geliştirmek adına bazı çalışmalar yapılmıştır. Endonezya ve Malezya’dan getirilen çeltik tohumları ve Meksika’dan getirtilen buğday tohumları ile birim alandan elde edilen gelirin artırılması hedeflenmiştir. Bu durumun sonucunda pirinç ve buğday üretiminde gözle görülebilir bir artış meydana gelmiştir. Yaygın tarım modelinin yapıldığı Hindistan, sahip olduğu ekilebilir tarım arazilerini kapasitenin çok altında kullanmaktadır. Ülkede tarım dışında küçükbaş hayvancılık ve balıkçılık da yapılan diğer faaliyetler arasında bulunur. İneğin kutsal sayılması bu hayvanlardan yeterince faydalanmayı önlemiştir ancak sütünden ve gücünden faydalanılmaktadır.