Jeolojik ve Jeomorfolojik Olaylar

Jeolojik ve Jeomorfolojik Olaylar

20 Nisan 2020 0 Yazar: Coğrafyacı

Jeolojik ve jeomorfolojik olaylar denildiğinde kaynağını yerin derinliklerden alan iç kuvvetlere bağlı olarak ortaya çıkan olaylar gelmektedir. Depremler, volkanizma, tsunamiler ve kütle hareketleri bu grubun başlıcalarıdır. Meydana gelmelerinin ardından çok büyük can ve mal kayıpları olursa sıra dışı olay hâline gelmektedir.

a. Depremler: Levhaların yaklaşması ya da uzaklaşması sonucunda meydana gelen sarsıntılara deprem denir. Deprem esnasında bazen çamur akıntıları, tsunamiler ve heyelanlarda görülebilmektedir. Şiddetli depremler sonucu oluşan can ve mal kayıpları ekonomik ve sosyal hayatı olumsuz etkilemektedir. 1999 yılında Sakarya’da meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki depremde 50.000 insanımız hayatını kaybederken çok sayıda yaralı enkaz altından çıkarılmıştır. 1939 Erzincan depreminin büyüklüğü 8.0 olup şehir yerle bir olmuştur. 2011 yılında meydana gelen Van depremi sonrasında da aynı acılar ülkemizin kaderi olmuştur. Sadece ülkemizde değil dünyada da şiddetli depremler hâlâ oluşmaktadır. 2011 yılında Japonya’da meydana gelen deprem sonrasında nükleer reaktörlerden sızan radyoaktif maddeler canlı yaşamını tehdit etmiştir.

b. Volkanizma: Sıra dışı olaylardan bir diğeri de volkanik faaliyetlerdir. Volkan patlamaları sonrasında bacadan çıkan toz, kül ve lavlar hayatı olumsuz etkileyen olaylardır. Çıkan lavlar üst üste yığıldığında yeni konileri oluştururken yakınında bulunan yerleşmeleri ve tarım arazilerini kül ederek yıkıcı bir etki göstermektedir. Ayrıca geniş bir alana yayılan lavlar bitki ve hayvan topluluklarını yok etmektedir. MÖ 79 yılında Vezüv Volkanı’nın patlaması Pompei şehrini lavlar altında bırakmıştır. Volkan ifrazı sonucu atmosfere yayılan kül bulutu güneş ışığını geçirmediği gibi, hava yolu ulaşımını da aksatmaktadır.

c. Tsunamiler: Okyanus veya deniz tabanında oluşan yer sarsıntıları sonucu ortaya çıkan, boyları 30 ile 50m’yi bulan dev dalgalara tsunami denir. Tsunami dalgalarını diğer dalgalardan ayıran en önemli özellik, deniz ve okyanus tabanındaki fayların kırılmasıyla meydana gelmesidir. Tsunami dalgalar başladığı noktada dalga boyu fazla yüksek değildir ancak kıyıya doğru yaklaştıkça dalgalar birleşir ve boyları 30 ile 50m’ye kadar yükselir. Bu dalgalar, etkili oldukları kıyıda her şeyi önüne katıp yıkabilecek güçtedir. Tsunami dalgalarının hızları kimi zaman saatte 800 km’yi bulur. Bu dalgalar kıyıya geldiklerinde uzun mesafeleri kat etmiş olur. Deniz derinliği ve deniz altındaki topoğrafya dalga hızlarını azaltmış olsa da kıyıya ulaştıklarında su baskınlarının yaşanması kaçınılmazdır. 1946 yılında Alaska’ da meydana gelen deprem sonrası görülen tsunami dalgalarının boyu 30m’ yi bulmuş ve dalgaların hızı saatte 640 km’ye ulaşarak Hawaii Adaları’na kadar olan tüm sahil şeridini etkisi altına almıştır.

ç. Kütle hareketleri: Kütle hareketleri, yamaçlardaki dengenin bozulması sonucunda yer çekiminin de etkisiyle eğimli arazideki bir kısım yapının blok olarak yer değiştirmesidir. Bu olaya heyelan ya da şev hareketi denir. Doğada sık karşılaşılan bu olay aslında her zaman afete neden olmaz ancak çamur yığınının biriktiği topuk kısmında bir yerleşim alanı varsa can ve mal kayıplarının olması kaçınılmazdır. 1995 yılı Temmuz ayında Isparta’nın Senirkent kasabasında yaşanan heyelan sonucunda 74 insanımız hayatını kaybetmiştir. Başka ilgi çekici durum ise Marmara Denizi’nin içinde meydana gelen toprak kaymalarıdır. Çok sayıda fay hattının aktif olarak bulunması büyük toprak kütlelerinin yer değiştirmesine ve dev dalgaların oluşmasına zemin hazırlamıştır. Kütle hareketleri içinde kaya düşmelerinden de bahsetmek gerekir. Dağlık arazilerde dik yamaçlardan kopan kaya parçalarının düşmesi olarak tanımlayabiliriz. Kopan bu bloklar daha çok tüflü arazilerde bulunan bazalt bloklarıdır. Bazalt taşının altındaki tüflü yapının dirençsiz olması çabuk aşınmasına ve üzerindeki bazalt taşının yuvarlanarak düşmesine neden olur. Kaya düşmeleri de tıpkı heyelanlar gibi düştükleri yerde canlı hayat varsa onlara zarar verir. Kayaların düşmesi sadece aşınmaya bağlı değildir sismik (deprem) sarsıntılar da düşmeye hazır kayaçların kopmasına yardım eder.