İnsanların Doğal Çevreyi Kullanma Biçimleri, Şekilleri

İnsanların Doğal Çevreyi Kullanma Biçimleri, Şekilleri

22 Nisan 2020 0 Yazar: Coğrafyacı

İnsan, yaşadığı çevreyi ihtiyaçları doğrultusunda sürekli olarak değiştirmekte ve doğanın kendisine sunduğu imkânları hem kullanmakta hem de değişikliğe uğratmaktadır. İnsanların doğal çevreye olan etkileri ilk olarak beslenme ve barınmayla ortaya çıkmıştır. İlerleyen zamanlarda yerleşik hayata geçmiş böylece insanın doğal çevre üzerindeki etkisi artarak devam etmiştir.

Yerleşim yeri seçerken coğrafi koşulların uygun olduğu yerler her zaman tercih sebebi olmuştur. 10.000 yıl önce yerleşik hayata geçen insanoğlu, ilk yerleşmelerinde, iklimi elverişli, verimli toprakları, ulaşımı kolay, çayır ve meraların bol olduğu yerleri tercih etmişlerdir. Yerleşim yerlerinin belirlenmesinde önemli bir tercih sebebi de sudur. Su ve verimli toprakların bulunduğu, tarım koşullarının elverişli olduğu Ganj, İndus, Fırat, Nil gibi akarsu havzaları ilk yerleşim alanlarına örnektir. Buralarda dönemin büyük yerleşim yerleri ortaya çıkmıştır. İnsan doğadaki tatlı su kaynaklarını ihtiyaçları doğrultusunda kullanmak amacıyla göletler, sulama kanalları, barajlar inşa etmişlerdir. Hidroelektrik santralleri, termik santraller yaparak elektrik enerjisi üretmişlerdir. Sulardan, topraktan, hayvanlardan, bitkilerden, madenlerden elde edilen maddeleri geçmişten günümüze ihtiyaçları doğrultusunda kullanan insan, doğanın kendisine sunduğu çevreyi tahrip etme yolunda hızla ilerlemektedir.

Mağaralar insanların ilk yerleşim yeri olmuştur. Böylece yabani hayvanlardan gelecek tehlikelerden kendilerini korumuşlardır. Zamanla yerleşik hayata geçen insan doğadaki malzemeleri kullanarak barınaklar yapmışlardır. İlk zamanlar etraflarında bulunan taş, toprak, çakıl ve ağaçları kullanmışlardır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte doğal malzemelerin yerini demir ve çimento almıştır. Böylece sağlam, konforlu ve dayanıklı beton binalar inşa etmişler, evlerin yanında dinî inançlarının gerektirdiği farklı nitelikteki mabet ve ibadethaneler de inşa etmişlerdir. Nüfusun artmasına paralel olarak ihtiyaçlarda artmıştır. Ulaşım araçlarıyla birlikte ulaşım yolları da gün geçtikçe gelişmiş ve çeşitlenmiştir.

Yüzyıl öncesine kadar daha düşük ve basit yöntemler ile gerçekleştirilen ulaşım günümüzde çok büyük ilerlemeler göstermiştir. Geçen her yüzyıl sonrasında gelişen tekniklerin kullanıldığı kara yolu, limanlar, hava alanları, demir yolları yaparak doğal çevreyi kullanmışlardır. Ülkemizde son yıllarda yapılan Karadeniz sahil yolu, Ordu – Giresun Hava Limanı, Marmaray, Avrasya Tüneli buna en güzel örnektir.

Asya ve Avrupa kıtalarında toprakları olan ülkemizde, denizler ve boğazlardan dolayı kesintisiz bir kara yolu veya demir yolu ulaşımı sağlamak mümkün değildi. Bu yüzden İstanbul Boğazı’nın altından iki kıtayı birbirine bağlayan uluslararası Marmaray ve Avrasya Tüneli ulaşım hatları yapılmıştır.

İstanbul Boğazı’nın altından geçen demir yolu tüneli ilk olarak 1860 yılında Sultan Abdülmecit tarafından dile getirilmiş ve projesi çizilmiştir. Bugün Marmaray’la 153 Köprüsüyıllık düşünce hayata geçirilmiştir. Marmaray teknolojik altyapısı, ekonomik büyüklüğü, ulaşıma kazandırdığı ivme vb. birçok yenilik bakımından dünyada ilkleri içinde barındırmaktadır. Toplam uzunluğu 76,6 km olan tünelin 13,6 km’si deniz altından geçmektedir.

abdulmecid tup gecit

İstanbul Boğazı’nın iki yakasını birbirine bağlayan diğer bir önemli ulaşım ağı ise Avrasya Tüneli’ dir. Tünel, Asya ve Avrupa’ yı iki katlı kara yolu tüneli ile birbirine bağlamaktadır. Toplam uzunluğu 14.6 km olan tünelin 5,6 km’lik bölümü deniz tabanının altından geçmektedir. Asya ve Avrupa kıtaları arası 1 saat 40 dakika sürerken bu süre Avrasya Tüneli ile 15 dakikaya inmiştir.

Hem Türkiye’ de hem de uluslararası anlamda ulaşım kolaylığı sağlayarak hizmet veren diğer bir hat da Osman Gazi Köprüsü’ dür. İzmit Körfezi üzerine inşa edilen köprünün uzunluğu 2,652 m’ dir. Üç gidiş, üç dönüş şeritli kara yolu ile insanlar daha kısa zamanda ve daha güvenli bir ulaşım imkânına kavuşmuştur. Ülkemizde ulaşımı güçleştiren en önemli doğal etken yeryüzü şekilleridir. Gelişen teknoloji ve bilgi birikimiyle doğanın ortaya çıkardığı olumsuzluklar aşılmıştır.

Dağların sarp ve dik olması ulaşım üzerindeki olumsuz etkilerini artırır. Bu etkiyi ortadan kaldırmak için tüneller, köprüler ve viyadükler inşaa edilmektedir. Buna en güzel örneklerden biri de Karadeniz Sahil Yolu’ dur. Yine Karadeniz kıyı kuşağının belli bir bölümünün doldurulmasıyla Ordu-Giresun Hava Limanı inşa edilmiştir.

İnsanlar, ülkemizin ve dünyanın farklı yerlerini görmek, farklı kültürlerini tanımak, eğlenmek, dinlenmek, eğitim ve sağlık amacıyla turistik faaliyetleri gerçekleştirirler. İklimin elverişli olduğu deniz kıyılarında yaz turizmi yaşanırken, yükseltinin fazla, kar yağışlarının bol olduğu yerlerde de kış turizmi yaşanmaktadır. Doğal güzelliklerin dışında insan eliyle oluşturulmuş turistik merkezler de vardır. Örneğin Birleşik Arap Emirliklerin de ki Basra Körfezi’nde denizin doldurulması sonucu oluşturulan dünyanın en büyük yapay adası olan Palmiye Adası yaz turizminin merkezidir.

Anadolu toprakları üzerinde çağlar boyunca çeşitli medeniyetler doğmuştur. Bu nedenle ülkemiz hemen her devre ait tarihî değerlere sahip olduğu gibi mağaralar, ormanlar, sıcak su kaynakları, dağlar, denizler gibi doğal güzelliklere de sahiptir fakat nüfusun hızla artması ve büyük yerleşim yerlerinin, metropol şehirlerin ortaya çıkması ile insanların sosyal ihtiyaçları da artmıştır. Parklar hem dinlenme hem de şehirlere estetik bir görünüm kazandırma bakımından önemlidir. Dünya’nın en büyük şehir parklarından biri olan İstanbul’daki Maltepe Sahil Parkı da içinde çok sayıda sosyal alan barındırmaktadır. İnsanların açık havada, kent içinde bile olsa doğayla baş başa kalabilmelerine imkân sağlamaktadır.

Sağlam binalar, ulaşım araçları, demir yolları, evimizde kullandığımız sayısız aletler, telefon, bilgisayar ve sayamayacağımız birçok ihtiyaç malzemeleri madenlerden karşılanmaktadır. Isınmada, ulaşım araçlarında, kömür, petrol, doğalgaz gibi madenler kullanılmaktadır. Demir, bakır, kömür, petrol gibi madenlerin olduğu yerlerde açılan maden ocakları ve çıkarılan madenleri işlemek için kurulan tesisler, doğal çevre
üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır.

Evimizde, okulumuzda kullandığımız ahşap malzemeler, kâğıt ve kalemlerimiz ormanlardan elde edilmektedir. Sonuç olarak dünyanın pek çok yerinde mevcut çevre imkânlarını zorlayacak ölçüde hızla artan nüfus, yeryüzündeki kaynaklara ve ekolojik sisteme baskı getirmektedir. Beslenme, yerleşim, eğitim, sağlık hizmetlerine duyulan ihtiyacın artması; hızlı kentleşme, artan kirlilik, iklim değişmeleri, sağlıksız endüstrileşme, azalan canlı türleri, çevre problemlerini de hızlı bir şekilde artırmıştır.