Coğrafyanın Tanımı, Önemi ve Gelişimi / Coğrafya Nedir?

Coğrafyanın Tanımı, Önemi ve Gelişimi / Coğrafya Nedir?

3 Ekim 2017 0 Yazar: Coğrafyacı

Coğrafya; çoğu kimseye göre yer adlarını, dağların yüksekliklerini, akarsuların uzunluklarını hatta dünyadaki bütün ülkelerin başkentlerini ezberlemekten ibaretmiş gibi gelebilir. Bunlar, coğrafyanın çok geniş araştırma konularından yalnızca birkaçı olup coğrafyayı tanımlamak için elbette yeterli değildir.

Coğrafya Nedir?

Adı, eski Yunan Dönemi’nde géo (jeo) ve graphien (grafeyin) kelimelerinin birleşmesinden oluşan géographien (jeografeyin), yerin tasviri anlamına gelmekteydi. Coğrafya kelimesini, ilk kez coğrafyanın isim babası olarak kabul edilen Eratosthenes (Eratostens) kullanmıştır. İslam bilim dünyasına bu kavram, ilk defa 12. yy.da “cugrafi ya” şeklinde; Türkçeye ise 15. yy.da Fatih Dönemi’nde girmiştir. Bugünkü anlamda ise coğrafya, doğal ortam ile insanlar arasındaki karşılıklı etkileşimi araştırarak sonuçlarını sentez hâlinde veren bilimdir.

Niçin Coğrafya Öğrenmeliyiz?

Tarihin her döneminde insanlar, içinde yaşadıkları mekânı, toplumu ve dünyayı coğrafya bilimini öğrenerek tanıyabileceklerini görmüşlerdir. Bu sayede dünyada yeni yeni yerler, kaynaklar ve kültürler keşfederek güçlenmişlerdir. Dolayısıyla ülkeler, coğrafya öğretimini belirli bir program dâhilinde eğitim kurumlarında vermeyi amaç edinmişlerdir. Bu amaç, ilerleme ve kalkınmanın yanı sıra toplumsal birlik ve beraberliğin gerçekleşmesine de katkıda bulunmuştur. Sanayi Devrimi’nin hemen sonrasında bazı ülkeler, coğrafyanın kalkınmalarında çok önemli bir yere sahip olduğunu fark etmişlerdir. Günümüzde ise ülkemizin de içinde bulunduğu birçok ülke, coğrafya öğretiminin kendi gelecekleri için ne kadar önemli olduğunu anlamış ve bu yönde gerekli adımları atmaya başlamıştır.

Coğrafya terimi; TV, radyo ve gazeteler de dâhil bütün kamuoyunca yanlış bir şekilde “bölge, mekân, yer” anlamında kullanılmaktadır. Mesela Karadeniz’den bahsederken “Bu coğrafyada yeşilin her tonu bulunmaktadır…” ifadesindeki gibi bölge kavramının yerine yanlış olarak kullanılmıştır.

İnsan, hayatını sürdürebilmek, kolaylaştırmak veya yaşam kalitesini yükseltmek için çeşitli bilgilere ihtiyaç duyar. Bu bilgilerden birisi de coğrafi bilgilerdir. Coğrafya ile öğrendiğimiz bu bilgiler, yaşadığımız alandan başlayarak ülkemizde ve dünyada meydana gelen olayları anlamlandırmamıza yardımcı olur. Bu şekilde coğrafi bakış becerisi kazanmış insan, sorunlara çözüm üretir ve yaşam için daha uygun şartların oluşmasına katkı sağlar.

Coğrafi bilgilerin ve coğrafyanın hayatımızda ne kadar önemli ve gerekli olduğunu izah etmeye çalışalım. Coğrafi bilgi bireyin dünyaya bakış açısını etkiler. Doğa ve insan etkileşimini daha iyi kavrayan insan, yaşadığı mekânı etkin ve doğru kullanır. Kendisine sunulan imkânların farkına vararak yaşadığı çevrede basıp geçtiği topraktan hangi ürünleri yetiştirebileceğini, iklim şartlarına göre hayatını nasıl düzenlemesi gerektiğini vb. bilgileri coğrafya okuyarak öğrenir. Coğrafya öğrenmek insanın ufkunu genişletir.

Coğrafi bilinç kazanmış insan; havaya, suya, toprağa, dağlara, canlılara vb. varlıklara bakarken sıradanlıktan kurtulur. Coğrafyanın dilinden anlamaya başladıkça kendisine gösterdiği özeni çevresine de göstermeye başlar. Çünkü bilir ki insan doğa, doğa ise insan demektir. Çevre bilinci kazanarak ne ekerse onu biçeceğinin şuuruyla hareket eder.

Coğrafya, insanın yakın çevresinden başlayarak ülkesini ve dünyayı tanımasını sağlar. Zira insan tanıdıkça sever. Ülkemizin bulunduğu konumu, sahip olduğu zenginlikleri ve dünyaya olan katkılarını coğrafi bilgiler sayesinde öğreniriz. Dolayısıyla coğrafya öğretimi bizlere vatan sevgisini aşılar. Üzerinde doğduğumuz, doyduğumuz ve zamanı geldiğinde de emanet edileceğimiz bu topraklara vefa duymamızı sağlar. İhtiyaçlarını karşılama konusunda birbiriyle iletişim hâlinde olması gereken toplumların yakınlaşmasını sağlar.

Ülkemizde ve dünyada meydana gelen coğrafi olayları (iklim, yağış, mevsimler, küresel ısınma, deprem…), bunların yeryüzüne dağılışını ve canlılara olan etkilerini coğrafi bilgiler sayesinde öğreniriz. Bu coğrafi olayların sonuçlarına göre yerleşme, ekonomi, barınma vb. faaliyetlerimizi düzenleriz. Örneğin arazi özelliklerini iyi analiz eden ve kaynakları doğru bir şekilde değerlendiren toplumlar, ekonomilerinin gelişmesine katkı sağlarlar.

Coğrafya bilmek bize ayrıca sel, deprem, erozyon gibi felaketlere karşı tedbir alabilmeyi ve bilinçli hareket etmeyi öğretir. Örneğin coğrafi kültüre sahip bir ülke, aynı şiddette meydana gelen bir depremden aldığı önlemlerle daha az etkilenirken coğrafi kültüre sahip olmayan başka bir ülke, böyle bir afette çok büyük kayıplar yaşayabilmektedir. Coğrafya bize harita okumayı da öğretir. Adres bulmadan tutun da madenler, su kaynakları, turistik yerler, iklimler vb. birçok bilgiyi harita okuyarak öğrenebiliriz.

Coğrafya kuru bilgi ezberleyerek sadece meslek edinme, para kazanma ve makam-mevki sahibi olmayı amaçlamadan, bize yaşam tarzı olarak sunulmuş bir ilimdir. Hayatı, çevremizi ve olaylar arasındaki ilişkileri anlamamıza yardımcı olan bir anahtar konumundadır. Bize değer vereni tanıma, evreni ve içinde bizim için sunulan her şeyi görebilme sanatıdır.