Atmosfer Kaynaklı Ekstrem (Sıra Dışı) Olaylar

Atmosfer Kaynaklı Ekstrem (Sıra Dışı) Olaylar

20 Nisan 2020 0 Yazar: Coğrafyacı

a. Aşırı Sıcaklar ve Soğuklar

Sıcaklık, Güneş ışınlarının taşıdığı ısının açığa çıkmasıyla oluşan enerjiye denir. Canlıların yaşaması, bitkilerin fotosentez yapması, kayaçların ufalanması ve toprak oluşumu gibi olaylar sıcaklık değerleri ile doğrudan ilgilidir. Canlılar yaşamlarını devam ettirmek için uygun iklim koşulları arar. Uygun iklim koşullarından kasıt ne çok sıcak ne çok soğuk olan ılıman sahalardır. O yüzden sıcaklık değerlerinin çok yüksek ya da düşük olduğu ortamlar canlı yaşamı için elverişli değildir. Bu anlamda çöl ve kutup sahaları canlıların en az bulunduğu yerlerdir. Kutuplarda sıcaklık değerlerinin -50 ºC’ nin altına indiği düşünülürse bu ortamlarda neden canlı bulunmadığı kolayca anlaşılmaktadır. Antartika’ da bugüne kadar ölçülen en düşük sıcaklıklar – 89,2 ºC’ dir.

Benzer durumu çöller içinde söyleyebiliriz. Çöl sıcaklıkları özellikle yaz aylarında +50ºC’ nin üzerine çıktığı yıllarda meydana gelen aşırı sıcaklar canlı yaşamını kısıtladığı gibi mevcut su kaynaklarının da kurumasına yol açar. Yıl içinde sıcaklık değişiminin en az yaşandığı yer Ekvator ve çevresidir. Nem oranı yüksek olan bu alanda ısı değişimi daha kontrollü olmaktadır. Orta kuşakta ise dört mevsimin belirgin yaşanması ısı değişiminin daha hızlı olmasına neden olmaktadır.

Yaz mevsimi ile kış mevsimi arasında bariz sıcaklık farkları vardır. Bu durum özellikle denizden uzak karaların iç kısımlarında iyice belirginleşmektedir. Atmosferdeki ani ısı değişimleri başta insanlar olmak üzere bütün canlıları etkiler. Normal insan vücudunun ısısı 36,5 ile 37 arasında değişmektedir. Bu sıcaklığın üzerinde ya da altında yaşanan sıcaklık değişimleri insan hayatını olumsuz etkilemektedir. Aşırı sıcaklar kalp, akciğer ve tansiyon hastalarını tehlikeye atarken aşırı soğuklar da bronşit, zatürre gibi kış hastalıklarının normalden daha yaygın hâle gelmesine neden olmaktadır. Bitki ve hayvanlar da atmosferdeki bu ısı değişimlerinden olumsuz etkilenirler. Bitkiler soğuktan donarken hayvanlar da besin yetersizliği yüzünden ölmektedir.

b. Kuraklık

Kuraklık oldukça yavaş seyreden bir olay olsa da etkileri tüm canlıları ilgilendiren tehlikeli bir durumdur. Kuraklık yağış yetersizliği anlamına gelmektedir. Bu anlamda çöllerde ve kutup alanlarında kuraklığın etkisi fazlaca hissedilmektedir. Kuraklığın sonuçlarını şu şekilde sıralamamız mümkündür:

• Tarım alanlarındaki verim düşer üretim azalır.
• Su kaynakları yetersiz kalır.
• Doğal bitki örtüsü yok olur.
• Orman yangınları sık görülür.
• Enerji üretimi azalır
• Kıtlık baş gösterir.
• Besin yetersizliği yüzünden canlı hayatı tehlikeye girer.

c. Şiddetli Fırtına ve Rüzgârlar

Fırtınayı, hızı saatte 63km/saat veya daha fazla olan rüzgârlarla birlikte, önemli doğa olaylarına neden olabilecek büyüklükte ve şiddette sağnak yağışları, şimşek ve yıldırım gibi elektriksel olayları üretebilecek özelliklere sahip atmosfer olayı olarak tanımlayabiliriz. (Doğal afetler ve Türkiye C.Şahin Ş. Sipahioğlu: 246) Tanımdan da anlaşılacağı gibi fırtınalar evlerin çatısının uçmasına, elektrik ve telefon direklerinin devrilmesine, ağaçların kökünden sökülmesine, binaların yıkılmasına, denizlerin kabarmasına ve buna bağlı olarak sel ve taşkınlara sebep olabilen doğal afetler arasındadır. Fırtınalar yağmur, kar, buz, dolu şeklinde olabileceği gibi toz ve kum fırtınaları şeklinde de olabilir.

Yıkıcı etkisi en yüksek fırtınalar, tropikal kuşakta 5°- 20° derece arasındaki enlemlerde oluşur. Dünya’nın eksen çevresinde dönmesinden kaynaklanan savurma gücünün etkisiyle yüksek enlemlere kadar taşınır. Kasırga ve fırtınalar dünyanın değişik yerlerinde farklı isimlerle anılırlar. ABD, Karayipler’de, Meksika Körfezi ve Büyük Okyanus’ da Hurricina, Filipinler’de Baguio, Avustralya’da (willy-willy) Bengal Körfezi’nde ve Hint Okyanusun’ da Siklon, Japonya’da Kamikaze ve Güney Çin ile Pasifik’in batısında Tayfun ismini alır.

Toz ve kum fırtınaları ise çöl alanlarında, kurak ve yarı kurak sahalarda görülen fırtına çeşididir. Kum fırtınaları sonrasında evlerin önünde yüksekliği 4 m’yi bulan kum tepecikleri oluşur. Etkili oldukları zamanlarda görüş mesafesini oldukça kısıtlayarak yerleşim yerleri arasındaki bağlantı yollarının kapanmasına yol açar. Bununla beraber araçların motor gözeneklerine kadar giren tozlar, bozulmalara sebep olmaktadır. Anlık çıkabilen kum fırtınaları nedeniyle insan ve hayvanların nefes almasında bazı güçlükler de yaşanmaktadır. Kümülonimbüs bulutundan yere ulaşan, sarmal olarak dönen hava kolonlarına hortum ya da tornado denir.

Hortumlar hava basıncının 1013 mbr’ın altına düştüğü yerlerde ve küçük bir alanda esen şiddetli rüzgârların ortaya çıkardığı helezonlardır. Genellikle huniye benzeyen hortumların kalınlığı doğal olarak rüzgârın esme şiddetine bağlı olarak değişir. Dünyada hortumların en çok görüldüğü yerler tropikal kuşaktaki kara yüzeyleridir. Bunun yanında ABD’nin merkezî kısmında ve Batı Afrika tropik kuşağında görülmektedir. 1978 yılında İngiltere’ de ortaya çıkan hortumun, uzunluğu yaklaşık 45 kmdir. Bu hortum sonrasında gökyüzünden kazların düştüğü görülmüştür. ABD’de 1925 yılı Mart ayında görülen hortum 703 km hızla yol alarak ilerleyen yedi tane ayrı hortum oluşturmuş ve 689 kişi hayatını kaybetmiştir. 1974 yılı Nisan ayında yine ABD’ de ortaya çıkan hortumda ise 16 saat içinde 148 hortum meydana gelmiş ve 307 kişi hayatını kaybetmiştir.